Allahım! Hakkımızda hayırlı gördüğünü gönlümüze razı eyle !!! Allahım!!! Gönlümüze razı gördüğünü de hakkımızda hayırlı eyle!!!

3/11/2009

Sıkıntısız bir hayat sürmek...



MUTLULUK MASALLARA ÖZGÜ BİR ÅžEY Mİ

Mutlu olmak ve sıkıntısız bir hayat sürmek
bu asırda ne yazıkki pek mümkün görünmüyor....
 

Küçük bir ülkenin insanları sabahleyin
radyo ve televizyonlarını açtıklarında,
 normal programın kesilerek ard arda
marÅŸlar çalındığını duyarak meraka kapılmışlar.
Biraz sonra ekrana çıkan bir erkek spiker,
ayakta dimdik durmuÅŸ vaziyette:

–Büyük milletimiz!.. diye konuÅŸmaya baÅŸlamış.
Sivil bir darbe ile ülke yönetimine el konulmuÅŸtur.
Bu günden itibaren her türlü iskemle,
 koltuk ve kanepenin yanısıra yerden yüksek
karyolaların kullanılması yasaklanmıştır.
Bu yasağı ihlal edenler, acayip şekilde cezalandırılacaktır.

KonuÅŸmayı dinleyenler, bütün ihtilallerde olduÄŸu gibi
 “kan gövdeyi götürecek” diye endiÅŸe ederken,
bu tek maddelik bildiri karşısında oldukça ferahlamış
ve emirlere her zamanki sessizlikleriyle itaat ederek
 yasaklanan eÅŸyaları dışarı atmışlar.
 Fakir fukara da hepsini parçalayıp kışlık odun yapmışlar.

İskemle ve koltukları çıkartanlar,
evde ne kadar yatak minder varsa
hepsini yere indirerek orada oturmaya;
geceleri de aynı yerde yatmaya başlamışlar.
Ve önceleri biraz sıkıntı çekmelerine raÄŸmen
 bu iÅŸe alışmışlar.
Üstelik, kısa bir süre sonra yemek masalarını da
 kapı dışarı etmiÅŸler.
Çünkü iskemle ve kanepeler olmayınca,
bu yüksek masaların bir iÅŸe yaramadığını görmüÅŸler.
Fakir halka tekrar gün doÄŸmuÅŸ ve
masalar da kışlık odunlar arasına katılmış.
 Ä°nsanlar, yerdeki sedirlerin arasına yaydıkları
 bir örtü veya yer masası üzerinde yemek yedikten sonra,
 ortadaki masayı yuvarlayıp kaldırıyor ve daha önce uzun merasimler gerektiren yemek iÅŸini ÅŸipÅŸak hallediyorlarmış.

Yer minderlerine iyice alışan insanlar,
bir müddet sonra yüksek dolap veya sehpalar
 üzerindeki televizyonlarını seyrederken
boyunlarının tutulduğunu farketmiş ve bu zahmetten
 kurtulmak için onları yere indirip
altındaki eşyaları evden atmışlar.
Sehpa ve dolapların çıkartılmasıyla birlikte
 odalar daha da rahatlamış ve “küçücük” denilen evlerin
aslında ne kadar geniş olduğu anlaşılmış.
 Bu arada sokaÄŸa atılan yeni eÅŸyalarla,
 dar gelirli vatandaÅŸların yakacak ihtiyacı da tamamlanmış.

Bir ay kadar sonra herkes:
“Allah bu ihtilali yapanlardan razı olsun” demeye baÅŸlamış.
Çünkü her geçen gün baÅŸka bir kolaylık ortaya çıkıyormuÅŸ.
 Yerde oturulduÄŸu için elbise ve pantolonların
 ütüsü hemen bozulduÄŸundan,
TV ekranlarında boy gösteren modacılar:

–Sayın seyirciler!.. diye kırıtıyorlarmış.
Daha önceki yıllarda nasıl ki yırtık kot,
dizleri ya da poposu aşındırılmış pantolon ve
 yamalı elbise modası görülmüÅŸse,
ÅŸimdi de buruÅŸuk elbise rüzgarı esmektedir.
Buruşmayan kumaşlar ucuzlayıncaya kadar da
bu moda geçerli olacaktır.”

İnsanlar, duydukları karşısında adeta havalara uçmuÅŸ
ve haberin bitmesini bile beklemeden evlerindeki
bütün ütüleri dışarı fırlatmışlar.
Bu sefer de hurdacılar bayram yapmış.
Ütülerin atılmasıyla birlikte elektrik faturaları hafiflemiÅŸ, hanımların pembe dizileri seyrederken prizde unuttukları ütülerden çıkan yangınlar sona ermiÅŸ ve
 tabi ki ütü masalarının da atılmasıyla birlikte odalar
iyiden iyiye ferahlamış. Artık 70-80 metre karelik evler raÄŸbet görüyor ve büyük evlerde yaÅŸamış olan hanımlar,
 sabah kahvelerini yudumlarken:
“Bu evin çilesini boÅŸuna çekmiÅŸiz kardeÅŸ,
gençliÄŸimiz gitti vallahi” diyerek hayıflanıyormuÅŸ.
 Evlerin küçülmesiyle birlikte ev iÅŸlerine yardımcı olan
 kadınlara ayrılan paralar
 çocukların harçlıklarına ilave edilirken,
sadece “komÅŸularda var” diye alınan lüks eÅŸyalar
için harcanan milyonlar da,
yine onların dengeli beslenmelerine ayrılmış.
Dolayısıyla ikide birde hastalanan çocukların ilaç paraları,
 kısa bir süre sonra dörtte bire düÅŸerek
geçim derdini önemli ölçüde hafifletmiÅŸ.

Küçük ülkenin bahtiyar insanları,
boğazlarını sıkarcasına etraflarını kuşatan eşyaları
kullanmaya mahkum olmadıklarını ve eski insanların
masallarda kalan mutluluklarının sebebini kavrayarak
gerçek hürriyetin ne demek olduÄŸunu öÄŸrenmiÅŸler.
Ve borçsuz yaÅŸamanın verdiÄŸi rahatlıktan mı,
 yoksa yer yatağı sayesinde düzelen omurgalarından
 dolayı mıdır bilinmez,
her yerde dimdik yürümeye baÅŸlamışlar.

Aradan sadece bir yıl geçtikten sonra,
insanlar yine marş sesleri ile uyanmışlar.
 Ve karşılarında yine aynı spikeri görmüÅŸler.
Ama adam, bu sefer lüks bir koltukta oturuyor ve:

–Büyük milletimiz!... diyormuÅŸ.
 Geçen yılki darbeciler,
yeni bir ihtilalle işbaşından uzaklaştırılmıştır.
 Bu konuda, baÅŸta koltuk ve kanepe üreticileri olmak üzere ülkemizin büyük iÅŸ adamlarının desteÄŸi alınmış durumdadır. Büyük gazetelerimiz de,
yarından itibaren her beş kupona bir iskemle
hediyesiyle sizleri ihya edecektir.
Ayrıntılı haber “Azzzz sonra” verilecektir.

Cüneyd Suavi

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: metekan | Tarih: 2009-11-04 09:54:51
    Konu: selam
    Yaşam gülmeyi ,sevgi hak etmeyi, vefa unutmamayı, dostluk sadık kalmayı bilenler içindir.UNUTULMADIN! mutlu ve huzurlu günler dilerim...

    Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »