Allahım! Hakkımızda hayırlı gördüğünü gönlümüze razı eyle !!! Allahım!!! Gönlümüze razı gördüğünü de hakkımızda hayırlı eyle!!!

29/6/2009

İnsan, Yağmur Gibi Olmalı

 

İNSAN, YAĞMUR GİBİ OLMALI 

 Ne güzeldir ki, biz eskilerde yağmura “rahmet” derdik.
Yağmur yağarken rahmet yağıyor derdi dedelerimiz.
Diyeceğim o ki, yağmur rahmetin cisimleşmiş hali gibidir;
 rahmet heykeli gibidir her damla…
Bir düşün, rahmetin heykelini yapmaya kalksaydık
 nasıl bir şey yapardık…
Öyle bronzdan yahut taştan olmamalı o heykel;
 çünkü bronz da taş da meydan okur gibi durur insana..
“Hadi oradan!” dercesine tepeden bakar sana..
Yanaştırmaz kendine..

Ama rahmet öyle değil..
İçindedir o; içinin de içinde..
 Sırılsıklam sarmış seni…
 Kanında, terinde, gözünde, yüzünde…
Yağmura bir bak;
 kıpır kıpır, şıpıl şıpıl yanında yörende..
Gönlünce şekiller alır her damla..
Rahmet de işte öyle sokulgandır;
sessizce süzülür teninden içeri,
adeta parmak uçlarına basarak girer
yüreğinin odacıklarına..

Sonra, rahmetin heykeli öylece hareketsiz
duruyor da olmamalı.
Hiç kıpırtısız duran bir şey küskün gibidir;
vurdumduymazdır, seninle ilgilenmez,
umurunda değil gibisindir.
Ama rahmet öyle değildir…
Rahmet sana doğru koşar;
 sen gelince kıpırdar, yakınlığını önemser.
Üstelik sen dursan da o sana akar,
eline yüzüne sarılır, seni okşar…
Bak; yağmur öyle değil mi…
Rahmet de öyledir işte,
gözüne yaş olacak kadar sırdaş,
kanında dolaşacak kadar kıvrak, hamarat..

Hem sonra, rahmetin heykeli şeffaf olmalı…
Ardını göstermeli sana..
Kendini saklamamalı senden.
Kabuğu, boyası, foyası, kılıfı, kabı, kapağı,
kapısı, duvarı, kozası olmamalı..
 İçyüzü de dışyüzü de bir olmalı..
Kimseye sırtını dönmemeli.
Olduğu gibi görünmeli, göründüğü gibi olmalı..
Rahmet de öyle işte..
İnce ve içten davranır sana.
 Gizli saklısı yoktur.
Aranızdan su sızmaz….
Kabı yok ve senin için her kaba girmeye razı…
Rengi yok ama her rengi giyinmeye razı.
 Tadı yok ama senin için her tada sızmaya razı..
Şekli yok ama her şekle girmeye razı..

Rahmetin heykelini öyle şehir meydanlarına
dikmek de doğru olmaz…
O zaman ayrıcalıklı görünür rahmet.
Erişilmezmiş gibi, şefkatsizmiş gibi durur.
 O “heykel” her köşeden görünmeli,
her sokağa girmeli,
 isteyen herkesin penceresinin önüne gelmeli..
Öyle değil mi ya yağmur Rahmet de öyle işte.
Hiç beklemediğin anda geliverir başına..
 Başına gelenlerin en güzelidir..
Herkesi eşitçe kucaklar, kimseyi kimseden ayırmaz.
Fakiri de ıslatır, zengini de..
Yetimi de öksüzü de sevindirir.
Her sokağa taşar, her çatıya iner…

Sonra rahmetin heykeli eskimemeli ve dahi bıktırmamalı.
Öyle kendi kaidesi üzerinde hep aynı yönde,
aynı yükseklikten, aynı eda ile gösteriyor olmamalı yüzünü. Rahmetin heykeli, her daim taze olmalı,
her gün yeniden, yeni baştan akmalı,
 yeni heyecanlarla kıvranmalı,
yeni yüzlerle bakmalı, yüzlere yenice bakmalı,
gözlere tazece dokunmalı.
Yağmur da böyledir işte..
Hep yenidir; yeni baştan yağar.
Her yağmur ilk defa yağıyordur;tekrarı yoktur.
Her damla ilk kez toprağa değer.
Hep ilk heyecanla gül yüzlere iner.
 Her dem taze bir şevkle gül yüzlerine dokunur.

İnsan yağmur gibi olmalı bence,
 herkesi ıslatabilmeli..
Rahmeti kuşanıp herkese her şeye merhamet etmeli..
 İnsan sözünü yağmur gibi yumuşakça indirmeli kulaklara;
 kırıp dökmemeli, damla damla söylemeli,
ince ince sevmeli…
Şefkatli olup kimseyi küçümsememeli,
hor görmemeli, kimsenin dalını kırmamalı..

İnsan yağmur gibi, bir görünmeli bir saklanmalı…
Öyle ince olmalı ki, ihtiyaç duyan onu dizi dibinde bulmalı,
ihtiyaç bittiğinde hiç şikayetsiz ortalıktan kaybolmalı..

Yağmur göklerden yere serinliktir;
Yağmur yukarıdan aşağıya minnetsiz iniştir.
Yağmura “rahmet” diyenlere yağmur damlaları
sayısınca rahmet okumalı..

Dr. Senai DEMİRCİ

25/6/2009

Selam Olsun Sana Ey Regaib...!!!




Selam Olsun Sana Ey Regaip...!!!
 
Regaib gecesi:

Recep ayının ilk Cum' a gecesi.
Regâib, regibe; itibar edilen şey ve bol ihsan
Regaib gecesinin, içinde bulunduğu Recep ayı,
rahmeti, bereketi ve mağfireti bol olan bir aydır.
Bu geceyi ibadetle, dua ve niyazla ihya edelim inşallah..

Bütün İslam Alemi'nin  
Regaib
Kandilini tebrik ediyorum.
Rabbim hayırlara vesile kılsın.
Bu mübarek günlerden nasiplenmek duasıyla
... 

Sivist/...

24/6/2009

Mübarek aylara selam olsun !!!


ÜÇ AYLAR BAŞLADI !!!
 

"Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise,
Receb-i Şerifte yüzden geçer,
Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve
 Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve
Cuma gecelerinde binlere ve
Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar.
 Bu pekçok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i
uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve
 ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene
 bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâsenizi “
 

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)
"Allah'ım!
Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl
 
ve bizi Ramazan'a kavuştur"
 
diye dua etmiştir. 

Ve yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadislerinde;
‘Recep Allah’ın, Şaban Benim,
Ramazan Ümmetimin ayıdır’
 
buyurmuşlardır.
 

Bütün islam aleminin  üç aylarını tebrik ediyorum.
 Rabbim hepimiz için hayırlara vesile kılsın inşallah. 
Mübarek aylara selam olsun !!
 

Sivist/…
 

21/6/2009

365 Gün Özel


19/6/2009

"RÜZGAR ALDI NEFESİMİ"


 

GÖZLERİM, GÖZLERİNE BAKMAK İÇİNDİR


Bir geldin. Hasretini bıraktın zindanıma.
Karanlık karanlığa düştü.
Gece gecenin üstüne indi.
Parmaklıklar dağıldı; yüzün esir aldı beni.
Taşlar toz oldu; özlemin taş kesildi.
Gözlerine zincirlediler gözlerimi.
Gidişin hüzünlü bir sonbahardı, unutmadım.
Yıldırımlar düşürdüm bakışından göğsüme…

Saçlarım beyaz alev aldı. Yandım.
Taş üstünde taş oldum.
Suskunluğum utançtan duvarlar ördü.
Sağanak sağanak yağmur oldum,
yağdım küskünlüğümün çölüne.
Çığ olup kendi yalnızlığıma katlandım.
Uzaklığını yorgan yaptım çıplak ruhuma.

Sözün güneşin yüzünü güldürdü, unutmadım.
Sessizliğin yeniden yeniye yanmış bir kül gibi.
Rüzgar aldı nefesimi.
Buzdan sütunlara çarpıldı sesim.
İçimin içinde bir gurbet oldun.
Sen gittin gideli, dağlar yollardan saklanır oldu.
Öyle derinleşti ki vadiler;
gölgeler içine girmeye nazlandı.
Bütün çöllerin tozlarını yutmuş gibi dudaklarım,
ah etmekten bile usandı.

Susuşun ibret dolu bir kitaptı, unutmadım.
İçimde hep su sesi arıyorum.

Denizler kurumuş…
Lal dudaklar susmuş.
Kıyıdan çekilmiş hayat;
kemikler un ufak olmuş.
Çöllerinden geçiyorum sensizliğin.
Sessizliğin çığlığını büyütüyorum yüreğimde.

Gelişin bir taze bahardı, unutmadım.
Kalbine girdiğim yollara pusular kurulmuş.

İnsan insana kavuşmuyor artık.
Anka kuşları dirilmiyor yeniden.
Küller bile yanmış yakılmış;
ateş yeniden kendine gebe kalmıyor artık.
Hıçkırıklar yalanın harmanına karışmış;
gelmiyor, gelemiyor yittiği yerden.
Bakışın canlara can katardı, unutmadım.

Bütün bağlardan kurtuldum.
Geceleri gecelerin koynuna sürdüm.
Bütün ışıkları gözlerinin karasına çaldım.
Yanağının kıyısına geldim.
Ellerinin ateşinden serinlik umdum.
Gözlerim seni gördüğü için güzel.
Işık senin yüzüne vurduğu için aydınlık.
Yağmur senin göğsüne dokunduğu için serin.
Rüzgar senin tenine vurduğu için nefeslenir.
Dualar senin dudağına dokundu diye
göklerin kapısına dayanır.

Duruşun dağların başını dik tutardı, unutmadım.
Günahlarımı biliyorum, utanıyorum.
İsyanlarım çok oldu; yüzüne bakamıyorum.
O kadar unuttum ki, unuttuğumu hatırlamıyorum.
Bana nasıl bakacağını merak ediyorum.

Ürperiyorum. Ürperiyorum.
Ya tanımazsan beni… "O beni sevmedi!"
dercesine görmezden gelirsen ağlayan gözlerimi?
Hayır, hayır, böyle olmayacak, emin olmak istiyorum.
Senin müşfik bakışında, toprağın yağmura doyması
gibi sonsuz bir serinliğe kavuşacağım.

Senin bakışında sonsuz bir hülyanın eteğine varacağım.
Özlemin cennet kokusu bana, sana susadım.
Ne hüznü eksilir, ne sana doyar bu gönül.

Sen gittin, çiçekler ezildi dünyada.
Sen gittin, rüyaları boğuldu bebelerin.
Sen gittin, sesi duyulmaz oldu derelerin.
Sen gittin, yüreklerden kan çekildi.
Sen gittin, can tenden usandı.
Sen gittin, dağ dağa küstü.
Sen gittin, alev üşüdü.
Sen gittin, aşk kalplerden çekildi.
Kıyılara vurdu aşıkların cesedi.
Vuslatın, cennet çiçeği bana.
Baharlardan hep seni sordum.
Senin serinlettiğin suları içiyor ceylanlar.
Martılar senin yürüdüğün göklerde geziniyor.

Kelebekler senin yüzünün değdiği
bahçelere yayıyor kanatlarını.
Bebelerin senin tebessümünü içiyor ana sütünden evvel.
Şu dar göğsümün kozasından çıkmaya çalışıyorum.
Sonsuz genişliklerin sırrı iki dudağının arasında saklı.

Bir kelam söyle n'olur!
Her hecen arefesinde seni duymak istiyorum.
Hitabın denizleri taşırıyor kıyılarıma,
nereye baksam sana dokunuyorum.
Sev beni cananın olayım.
İçimden aksın bütün ırmaklar.
Senin kıyılarını kucaklayan kocaman bir derya olayım.
Rüzgarlar savursun beni,
yağmurların hepsi alnıma düşsün,
taşların hepsi göğsüme düşsün.
 Senin ayaklarını öpen kocaman bir dağ olayım.
Çöller savrulsun, dağlar aradan çekilsin,
yokuşlar ve inişler bitsin ki yürüdüğün yollara toz olayım.
Senin hasretinle yanar her yanım,
bütün ufuklardan seni umarım.

Çöldeyim, susuzum. Dudağın bana Leyla.
Kuyularda Yusuf'um. Sözlerin bana Züleyha.
Ateşlerde İbrahim'im. Gözlerin bana derya.
Sancılar içinde Meryem'im. Bakışın bana İsa.
Yaralar içinde Eyyub'um. Hasretin bana şifa.
Ölüler içinde ölüyüm. Ellerin bana musalla …
 

Dr.Senai DEMİRCİ
 

« Önceki :: Sonraki »